Türk tarihinin en büyük lideri Mustafa Kemal Atatürk'ün bilinmeyen anıları, onun kişiliğini ve cesur karakterini anlamamızda büyük önem taşır. Bugün sizlere, Emekli Tuğbay Halid Göktuğ'un aktardığı ve Atatürk'ün ölümle burun buruna geldiği dramatik bir olayı anlatacağım.
1906 Makedonya'sında Çete Terörü
- yüzyılın başlarında Makedonya, çete faaliyetlerinin had safhada olduğu tehlikeli bir bölgeydi. Osmanlı ordusunun genç subayları, bu zorlu coğrafyada hem askerî görevlerini yerine getirmeye hem de hayatta kalmaya çalışıyordu. O dönemde Erkânıharp Kolağası rütbesindeki Mustafa Kemal de bu tehlikeli bölgede görev yapan subaylardan biriydi.
Karanlık Gecede Yaşanan Gergin Anlar
Emekli Tuğbay Halid Göktuğ'un anlattığına göre, 1906 yılında Selanik yakınlarındaki bir karakolda yaşanan olay, Türk tarihinin seyrini değiştirebilecek kadar kritikti. Göktuğ, o gece karakol teftişi için gelmiş ve geceyi orada geçirmek zorunda kalmıştı.
Çete baskınlarına karşı alınan güvenlik tedbirleri son derece sıkıydı. Mıntıka kumandanlığının verdiği emir açıktı: "Bir zabit adı veren her şahsın hiç sorguya mahal bırakılmadan üzerine ateş edilmesi." Bu emir, çetelerin sıklıkla subay kimliği kullanarak karakollara sızma girişimlerinden dolayı alınmıştı.
Ölümcül Bir Yanlış Anlaşılma
Gecenin sessizliğini, nöbetçinin "Dur, parola!" bağırışı bozdu. Ardından güçlü bir ses duyuldu: "Ben Kolağası Mustafa Kemal!"
İşte bu anda tarih bir ip üzerinde sallandı. Nöbetçi, verilen emre uygun olarak ateş etmeye hazırlanıyordu. Silahının emniyet tetiğinin açılma sesi gecenin sessizliğinde açıkça duyuluyordu.
Halid Göktuğ'un o kritik andaki refleksi, belki de Türk tarihinin akışını değiştirdi: "Nöbetçi dur!" diye bağırarak müdahale etti. Sesi tanıdığı için Mustafa Kemal'in kim olduğunu anlamıştı.
Dostluk ve Güven
Gerginliğin ardından, iki eski okul arkadaşının samimi buluşması yaşandı. Mustafa Kemal'in "Ulan Halid, beni vurduruyordun" şakası, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Göktuğ'un verdiği cevap ise Mustafa Kemal'in o dönemdeki pozisyonunu ortaya koyuyor: "Emri yazan erkânıharp de sizsiniz; o halde kendi emrinize muhalif tehlikeli bir durum yaratan da sizsiniz."
Sade Bir Yemekte Büyük Bir Kişilik
O gece karakolda paylaştıkları sade yemek - leblebi, biber turşusu ve et - Mustafa Kemal'in sıcak kişiliğini gösteriyordu. Üşüdüğü için içki isteyişi ve yemekteki neşesi, onun ne kadar samimi ve doğal bir insan olduğunu gösteriyor.
Tehlikeli bir bölgede, basit malzemelerle hazırlanan bu yemek, gelecekteki Cumhurbaşkanı'nın mütevazı yanını ortaya koyması açısından değerli bir anıdır.
Cesaret ve Sorumluluk
Bu anekdot, Atatürk'ün gençlik yıllarından itibaren gösterdiği cesaret ve sorumluluk anlayışını gözler önüne seriyor. Tehlikeli bir bölgede, gece vakti tek başına karakola gitmesi, onun görev bilincinin bir göstergesidir.
Aynı zamanda bu olay, dostlukların nasıl hayat kurtarabileceğini de gösteriyor. Halid Göktuğ'un o gece gösterdiği refleks ve Mustafa Kemal'i tanıması, belki de Türk tarihinin en büyük trajedilerinden birini önlemiştir.
Sonuç
Bu anı, Atatürk'ün sadece büyük bir devlet adamı değil, aynı zamanda samimi, cesaretli ve sorumlu bir insan olduğunu gösteriyor. Makedonya'nın tehlikeli gecelerinde yaşanan bu olay, onun daha sonra kuracağı Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerindeki cesaret ve kararlılığın ilk işaretlerini taşıyor.
Emekli Tuğbay Halid Göktuğ'un aktardığı bu anı, tarihimizin en değerli şahitliklerinden biri olarak kalacak ve Atatürk'ün insanî yönünü anlamamızda bize rehberlik edecektir.
Bu yazı, Avni Altıner'in "Her Yönüyle Atatürk" (1981) eserinden alınan Emekli Tuğbay Halid Göktuğ'un anısından esinlenerek hazırlanmıştır.
0 Yorumlar