Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatında, resmi tarih kitaplarında yer almayan ama onun insani yönünü gösteren pek çok anekdot vardır. Bu hikayelerden biri, gençlik yıllarından başlayıp Cumhurbaşkanlığı döneminde yaşanan dokunaklı bir anıyı konu alır.
Harbiye'deki Genç Subay Mustafa Kemal
Gençlik yıllarında Harbiye'de eğitim gören Mustafa Kemal, sık sık aynı meyhaneye uğrardı. Bu meyhanenin sahibi, "Barba" lakaplı babacan ve şakacı bir adamdı. Genç subay her seferinde aynı masayı tercih ederdi ve bu durum zamanla bir alışkanlık haline gelmişti.
O dönemde subay maaşları oldukça düşüktü ve genç Mustafa Kemal de zaman zaman maddi sıkıntı yaşardı. Böyle zamanlarda meyhaneye gelir ve Barba'ya samimi bir şekilde:
"Barba, bu akşam param yok!" derdi.
Meyhaneci Barba ise, genç subayın omzunu okşayarak her defasında aynı cevabı verirdi:
"Mıstık sağ olsun be!"
Yıllar Sonra Cumhurbaşkanı Olarak Dönüş
Yıllar geçti, Kurtuluş Savaşı kazanıldı ve Mustafa Kemal artık Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olmuştu. Bir akşam, gençlik yıllarını hatırlayan Atatürk, o eski meyhaneyi ziyaret etme kararı aldı.
"Bu akşam oraya gideceğiz" dedi ve kortejiyle birlikte eski meyhanesine yöneldi.
Unutulmaz Karşılaşma
Cumhurbaşkanının otomobillerle meyhanesine geldiğini gören ve artık bir kat daha yaşlanmış olan Barba, büyük bir heyecanla Atatürk'ün eski yerini hazırladı. Masayı özenle donattı ve misafirini ağırladı.
Gençlik hatıralarının canlanmasıyla neşelenen Atatürk, ilk kadehten sonra eski şakasını tekrarladı:
"Barba, haberin olsun, bu akşam yanıma para almadım!"
Bu sefer Barba, Cumhurbaşkanını karşısında görmenin şerefini yaşıyordu. Yerlere kadar eğilerek minnettarlığını ifade etti.
Eski Alışkanlığın Gücü
Atatürk, biraz sonra yine aynı şekilde seslendi:
"Sahi söylüyorum, yanımda para yok!"
Barba saygıyla eğildi: "Aman efendim, paranın lafı mı olur?"
Ancak Atatürk üçüncü kez konuyu açtığında:
"Barba, sen inanmıyorsun ama, vallahi parasızım!..."
İhtiyar meyhaneci artık dayanamadı. Tıpkı eski günlerdeki gibi, büyük bir samimiyetle elini Atatürk'ün omzuna koydu ve o meşhur sözü tekrarladı:
"Aldırma be, Mıstık sağ olsun!"
Sonra da ekleyiverir: "Yani, bana bunu söyletmek mi istersin?"
Hikayenin Anlamı
Bu anekdot, Atatürk'ün ne kadar mütevazı ve samimi bir insan olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin en yüksek makamına çıkmış olmasına rağmen, gençlik arkadaşlıklarını unutmamış ve eski dostlarıyla aynı samimiyeti sürdürmüştür.
Barba'nın "Mıstık sağ olsun" ifadesi de dönemin halk dilinden bir örnek olarak, sadakat ve dostluğun simgesi olmuştur. Bu hikaye, liderliğin sadece resmi protokollerden ibaret olmadığını, gerçek büyüklüğün insani değerlerde yattığını göstermektedir.
Atatürk'ün İnsani Yönü
Bu tür anılar, Atatürk'ü sadece bir devlet adamı olarak değil, aynı zamanda dostluklarını değer veren, geçmişini unutmayan bir insan olarak tanımamıza yardımcı olur. Cumhuriyet'in kurucusu olmakla birlikte, sade bir insanın duygularını ve hatıralarını taşıyan biri olduğunu gösterir.
"Mıstık sağ olsun" ifadesi, günümüzde de dostluk ve sadakat simgesi olarak kullanılan bir söz haline gelmiştir. Bu hikaye, Türk toplumunun hafızasında özel bir yer tutmaya devam etmektedir.
Bu yazı, Hilmi Yücebaş'ın "Atatürk'ten Nükteler, Fıkralar ve Hatıralar" adlı eserinden alınan ve Ahmet Gürel ile Bülent Türker tarafından "Atatürk ve Unutulmaz Anıları" kitabında yer verilen anekdottan esinlenmiştir.
0 Yorumlar